Bundan üç yıl önce ben histerektomi ameliyatı olacağım. Eşim gıcığım İkram beye dedim ki:
“Kimseye bir şey söyleme, ben ayaklandıktan sonra söyleriz. İnsanları boşuna tedirgin etmeyelim.” İşin aslı ise ben 45 yaşımdayken bile görümcelerim aklı sıra beni kafakola alıp çocuk yaptırtacaklar:
“Ay Calimero, yap işte daha yaşın da genç sayılır, belki oğlun olur. Sülalemizin soyu yürüsün.” Diğeri daha da ileri gidiyor:
“Sakarya’da bir
doktor varmış, isteyene kız isteyene erkek çocuk yaptırıyormuş. Adını öğrendim
ben sana.” Bunu derken de kargacık burgacık yarı silinmiş bir kağıt veriyor
elime.
“Abla ben
tansiyon hastasıyım. Şimdi bir de romatizma çıktı başıma. Bir dünya ilaç
kullanıyorum. İkram bey desen kimi karaciğer kimi akciğer tekliyor, o da bir
çuval ilaç kullanıyor. Bizim yapacağımız çocuk hastalıklı sakat olur.”
“Bişşşe olmaz. Sapasağlam
olur, yap da bak….” Diğer görümce el yükseltiyor:
“Bir oğlan doğur,
sana Trabzon hasırı bilezik alacam kız…” aslında aklım da bunlara carlamak çelinmiyor
değil hani… Şunları itin tersine sokup çıkarmak için ciddi ihtiyaç içindeyim de
bunun bir de sonrası var, ben de son noktayı koyuyorum.
“Abla yakında Myna’yı evlendiriyoruz. Torun sevecek yaşta çocuk yapamam, kusura bakmayın!” deyip konuyu değiştiriyorum.
Gel zaman git zaman ameliyat olmam gerekiyor ama biliyorum ki
bizim görümce korosu zırvalayacak, o yüzden kimseye söyleme diyorum ama ağzı
han kapısı gibi ardına kadar açık İkram bey ilk iş ablalarına haber verdi. Korktuğumun
aksine hiç biri ne aradı ne sordu. Ameliyattan 40-45 gün sonra küçük görümce
arıyor:
“Calimero, ameliyat
olacaktın ya, n’aptın, oldun mu?”
“Oldum abla,
iyileştim bile.”
“Keşke olmasaydın
kız. Bizim burada Kara Memed’in Osman’ın küçük gelinine de senin gibi ameliyat
demişler. O yaşım başım demedi yaptı bir çocuk, sonra doktor da şaşırmış, ne
yaptın da temizlendi bu kistler demiş. Boşuna kestirdin kendini.”
Şimdi mantık
yürütürsek madem böyle bir tedavi şekli var, doktorlar neden “seni boşuna
kesmeyelim, yap çocuğu iyileş demezler miydi?” cümlesi kafamda dönüyor ama hadi
kalp kırmayayım diye susuyorum. Ama görümce hanım devam etmekte de kalp
kırmakta da sakınca görmüyor:
“Salak, boşuna
doğrattın karnını. Bizim bir bildiğimiz var da sana söylüyoruz, ama ille kendi
bildiğini okuyacaksın dimi?” deyince artık sabır taşı da çatlıyor ve ağzımdan:
“Ay ablaaaa, çok
özür dilerim senin kulaktan dolma bilgilerine güveneceğime gidip de senelerini
tıbba vermiş doçent olmuş doktorun sözünü inlediğim için!” kelimeleri şelale
gibi dökülüyor. Siz söyleyin a dostlar kim haklı?

0 yorum: