Bahçe işlerini yarıladık. Bu
yıl geç gelen yağmurlar yüzünden bayağı aksadı işler. Araya bayram tatilini
soktuk. Bayramda herkesler eş dost gezip tozarken ben bahçede ağaç tepelerinde
geziyordum. Okullar tatil oldu olacak derken giderayak bitlendik. Evet evet
bitlendik. Daha doğrusu ben bitlendim. Küçük kara fıstığım Elif sayesinde
yıllardır araya mesafe koyduğumuz bitlerle bir anda içli dışlı oluverdik. Oynatmaya az kaldı, doktorum nerde demeye
ramak kaldı.
Cuma günü Elif’i anasına verdim
ama bir garip kaşınıyor başım da, hiç bit diye yorumlamak aklıma gelmedi.
Cumartesi günü bahçeden gelip duş aldım, saçımı tararken devasa bir bit düşmez
mi önüme…. Feleğim şaştı… inanın nefesim kesildi. Hemen ilaç tarak derken başka
çıkmadı, ama kızlar benden huylandılar, onlarda ilaçlandılar ama onlardan bir
şey çıkmadı. Pazartesi günü Elifi alınca Myna ilk iş çocuğun kafasını yokladı
ve flaş flaş flaş…
“Anası bitlemiş bunu…” işin
kötüsü bayrama az kalmış, evde İkram bey dışında kısa saçlı birey yok… ne
yapsak ne yapsak derken İkram bey yol gösterdi:
“Kız uyanınca yastığında bit
buldum dersin. Yoksa sizden bulaştı der haklı çıkar.”
Elifi teslim ederken:
Öğlen uykusundan uyandığında
yastığında kocaman bir bit buldum, haberin olsun.” Dediğimde o kadar yapmacık
bir şaşkınlık gösterisi sergiledi ki kadın, elim ayağım titredi sinirden. Bir
de:
“Laboratuvara gidiyoruz ya
oradan mı bulaştı acaba?” demez mi? He anam he, okul laboratuvarlarında bit
üretiyorsunuz zaten…. Yetmezmiş gibi:
“Ben hiç bit görmedim, anlamam,
oğlanın kafasına sen baksana.” Deyince Ejderha’m yetişti imdadıma:
“Annemin tansiyonu var o kadar
eğilip bakamıyor, fena oluyor.” Derken bir yandan da beni içeri çekip kapıyı
kapatıyor. Bir saat sonra bu elinde bit ilacı şişesi:
“Elife ne kadar süreyim
bundan?” diye karşıma dikiliverdi.
“Elif daha çok küçük. Ona ilaç
sürme düzenli olarak ilacın tarağıyla tara, temizlenir.”
“Ay oğlanı yeni bir berbere
götürdüm, acaba ordan mı geçti?” Onu kafasında deli şüphelerle bırakıp gittim.
Şeytan azapta gerek, değil mi? Bu kadar da
aşikar rol yapılmaz ki yani.
Ejderha dersaneden gelmiş,
yemek yiyor, bir yandan da bana:
“Anne beni sevdiğini
söylesene…”
“Seni çoook seviyorum canım…
Bir tanemsin…” deyip bir de öpücük yolluyorum ama:
“Kih kih kih, ben de seni
seviyorum annemmm….”
“Ay safım benim, yalanlara da
hemen inanıyorsun!” Çantasını omuzlarken:
“Daha da durmam burda, Balkız
ablalara göç ediyorum ben.” Deyip çıkıp gidiyor, bir saat sonra anahtarıyla
kapıyı açıp içeri dalarken:
“Bensizlik çok ağır ceza olur
size diye geri döndüm.”
“Şansıma tüküreyim…”
Bahçeye son caneriği ağacını
toplamaya giderken kızları da alıyoruz. İş bittiğinde piknik yaparız diyerek
yola çıkıyoruz. Her zaman yol üstünde olan diğer bahçede piknik yaptığımız için
Myna hepimizle uğraşıyor:
“Bu işte bir bit yeniği var?
Sorarım size hep küçük bahçeye giderken neden bu gün büyük bahçe… Bla bla bla…”
İkram Bey bir ara:
“Biz üst dalları toplarken siz
de erebildiğiniz yere kadar alt dalları toplarsınız.” Deyince Myna:
“Evvet sağyın seyirciler, takke
düştü kel göründü, görüyorsunuz ama anlatmaya gerek var, bunlar hep üç
harflilerin oyunları. Bedava sirke baldan tatlı, bedava amele yine bedava… bizi
piknik diye kandırıp emellerine alet, ağaçlarına amele edecekler. Biz bunu yer
miyiz sağyın Türkiye’m (kardeşlerine hitaben) ücretsiz sigortasız çalışmak var
mı?” Ejderha:
“Baba, yevmiye verceksen
toplarım bak, (Ellerini dansöz gibi sallaya sallaya) bu eller senin bildiğin
ellere benzemez.” İkram bey:
“Hatun yemediler numaramızı,
hemen anladılar.” Myna:
“Ben karar verdim, bu bahçeyi
satalım, benim KYK borcumu ödeyelim. İş de yok, babam da ödemiyor, hapse
atacaklar beni:” Sabrı taşan 427:
“Lan bi sus, bi sus!
Susabiliyon mu? Bi dene bakalım, belki susmayı becerirsin?”
Bayramda Gebze’ye anneme
gidiyorum. Önce Çarşıya, sonra belediye otobüsüyle Gebze’ye aktarmalı
gideceğim. Bir otobüs geliyor, ön camın üzerinde kayan yazı ile kocaman Gebze
yazısını görünce biniyorum. Kartal’a kadar gidiyormuş. Bayram nedeniyle otobüs
bir dolu bir dolu, doluluğunun tarifi zor. Bir durakta daha durunca arka
taraftan erkekler başlıyorlar şoföre ağız dolusu sayıp sövmeye. Bu sırada otobüs bir kasisten geçerken garip
bir gıcırtı duyuluyor. Yanımdaki bayana:
“Ahanda otobüs dağılıyor!”
deyince kadın zaten kavga çıkacak diye korkmuş, başlıyor yüksek sesle ayetel
kürsiyi okumaya. İneceğim durağa
yaklaşınca zile basıyorum ama kapıya ulaşmak ne mümkün? Birkaç kişi iniyor, bir
kaçı yanlara doğru esniyor yol verebilmek adına. Çocukların üzerine basmamaya
çalışarak ilerlemek için elimden geleni yapıyorum. Benim yaşlarımda bir hanım
yelpazesini yüzüme doğru sallayarak:
“Madem Gebze’de incen niye
Gebze arabasına binmedin?”
“Bunun da alnında kocaman
“Gebze” yazdığı için olabilir mi acaba?”
Gebze dönüşü Ahkâm bey
hastaneye kaldırılmış, biz de hemen gidiyoruz. Kafeteryada çay içerken arkamdan
bir fırıncı küreği, pardon kocaman ağır bir el omzumu çökertiyor. Ah, uf derken
bir de ne görsem beğenirsiniz? Bizim yürek yemiş Cihan! Tastamam Cihan karşımda
dişlerini saydırarak sırıtıyor, bir yandan da İkram Beyle tokalaşıyor… İkram
bey:
“Kim bu adam tanıyan var mı?”
diye gözümün içine içine bakarak soruyor. Adamın kıskançlığı tuttu,
eyvahhh.!!!!
“Liseden arkadaş.” Diyorum ve
teklifsizce masaya çöken Cihan’ı en acılı öldürme yöntemlerini düşünüyorum ama
beyimiz telefonuyla konuşup birini yanımıza çağırıyor. Biraz sonra geleni
görünce liseli ergenler gibi zıplamamak için zor tutuyorum kendimi. Gelen
bizimle birlikte hastanede staj yapan kızlardan Yetim Döndü… Kız dönmedi, adı
Döndü… Kız yetiştirme yurdunda kalan çok tatlı bir arkadaşımızdı, Cihan’a karşı
da için için yanıktı, ama ölmek var belli etmek yok düsturuyla açılmaktan hep
kaçınırdı. Mezun olduktan sonra Cihan Döndü’ye açılmış, evlenmişler. Dört tane
çocukları varmış.
İkram bey Cihan’a ne iş
yaptığını soruyor.
“Belediyede cenaze nakil aracı
şoförüyüm.” Cevabı beni yerlere yatırıyor. Semazenler gibi dönen, küçük sarı
göller oluşturan Cihan’ın Cenaze nakil aracı şöförü olmasına yata yıkıla
gülmeyeyim de ne yapayım. Cihan’lı maceralarımı merak edenler Ho… Ho… Ho… ve Ey
Ruuuh geldiysen… isimli yazılarıma bakabilirler. Gülmek garanti söylemesi
benden :DDD