25 Ağustos 2019 Pazar

LONGOZ FACİASI

         Geldim, geliyorum derken buradayım efendim...
         Bayramdan önce Fırtına'yla Kepçe'ye fındık toplamaya yardıma gitmiştik ya hani... İşte onlara yardımın bana armağanı hasta bir İkram Bey. Tüm uyarılarımı kulak ardı eden adam bayrama iki gün kala hastalandı, hafiflemiş olsa da hala sürüyor hastalığı. Adamı cami avlusuna bırakasım gelmiyor değil yani.
Hangi caminin avlusuna bıraksam acaba? 
        Geçenlerde alışverişe çıkmıştım. bir zincir markette çok sevimli bir etikete rastladım. Nesi sevimli diyebilirsiniz de bende ayarlar pek yerinde değil, n'aparsınız...
        Elif'im, anasının beceriksizliğine kurban yavrum da elden bir şey gelmiyor. İzmit'te öğretmenlik yapıyordu, bir şekilde Sakarya'ya tayin oldu. Taşınacak diye beklerken sağ gösterip rövaşata yaptı bana. Bu yıl okula başlayacak olan oğlu; ki fırsatını bulsak bir damla suda boğabiliriz herifi; okula
Şortla sokağa çıkınca dizler bu halde :D

Terlik böyle giyilir, öğrenin!
Sakarya'ya gidelim ama bu evden taşınmayalım demiş, Anası da oğluşum ne derse o olur diyerekten taşınmayı iptal edip oğlanı çalıştığı okula çok da yakın olmayan oldukça popüler bir okula yazdırmanın derdine düşmüş. sorun şu ki oldukça kısıtlı kontenjan var ve kayıt süreci başlayalı çok oldu. Taşınınca Elif'i kreşe verecekti, şimdi yol uzun diye bir de araba almayı düşünüyor kadın, kreşe kızı bırak okula oğlanı bırak zor olur, bu yıl da kıza sen bak diye yalvarıp duruyor. Ne yapsam bilemedim.
         427, adana'dan geldi, yaz stajına başladı. boş zaman yakaladı mı program yapıyor, sayesinde bizler de geziyoruz. Sakarya'lıyız, hiç Longoz'a gitmedik, tüh bize diyerek yollara döktü bizi. Yollarda geçen kısmı iyiydi, diğer kısımlar... eh işte...
 

        Longoz, su basar ormanı demek oluyormuş, öncelikle bunu belirtmeliyim. zamanla akarsuyun taşıdığı alüvyonlar denize aktığı yerde birikip denizle bağlantıyı kesiyor, deniz seviyesinde ya da hafif eksi meyilli olan alanlar da havuz ya da gölet gibi suyla doluyor. Suyu seven bitkiler de allah
allah nidalarıyla çevreyi kaplayıp yine sucul hayvanlara uygun ortam hazırlıyor. ördekler, kazlar, çeşitli yaban kuşları buralarda kuluçkaya yatıp yavru yapıyor, nesillerini sürdürüyorlar.
Önceden kayık ve yunuslar varmış suyun üzerinde gezmek için de malum sebeplerden ötürü kuş yuvaları ve diğer hayvanlar zarar görünce kayık ve yunuslar yasaklanmış.
         Uzunluğu 600 ile 750 metre arasında olduğu söylenen 1-1.20 metre kadar genişliği olan daracık bir ahşap platformdan insanlar yürüyerek bir şeyler görebilmek umuduyla Agop'un kazı gibi bakınıp dursa da görülebilen şeyler  bir tarafta dik bayır toprak duvar, yer yer komşu bahçenin ziyaretçiler tarafından hunharca yolunan fındık dalları; diğer tarafta da sudaki seyrek nilüferler, belki bir su yılanı ve asıl manzarayı kapatan çalılarla sınırlı oluyor.
         Kalmak isteyenler için klübe şeklinde bağımsız odalar mevcut ama odalara gidilen yolda kameriyeler ve pinikçilerin yaktığı mangallar pek de kalma isteği uyandırmıyor doğrusu. Yemek konusuna gelirsek, oturduğumuz restoran çakması yerde, yirmi- yirmi beş dakika bekledikten sonra gelen garson isteklerimizin çoğunun olmadığını söyleyince başka şeyler söylemek zorunda kaldık ve neredeyse peçeteleri yiyecek duruma geldiğimizde getirdiler siparişleri; o da yan masayla bizim siparişler yarı yarıya karışmış haldeydi. Lezzet de hizmet de kötüydü anlayacağınız.
         Her tarafta bulunan balık tutmak yasaktır tabelalarına inat oltalarla avlanmaya çalışan ve hiç bir uyarı almayan yaratıklar kol geziyor. platformun bittiği yerde mısır, salatalık, domates, biber yetiştirip organik ürün diye pazarlayan uyanık bir komşu iyi para kazanıyor doğrusu. ürünlerin her gün gelen ziyaretçilere yetişmesi için ne kadar hangi zirai ilacı kullandığını tahmin edebiliyorum da o ilacın longoza ne kadar zarar verdiğini düşünemiyorum.
          Doğru dürüst bir yönetim olsaydı çok daha güzel manzaralar sunulabilir, dünyada tek parça en büyük su basar ormanı da denilen longoz, Sakarya'nın bacasız sanayisi, lokomotifi olabilirdi. Şu haliyle ise karşılaştığımız turistlerin acıyan ve neden buraya gelme gafletine düştüm diye soran ifadelerine sebep olmaktan öteye gidemez. Üzüntü veren gezimizden notlar bu kadar.
İzmit fuarında bulunan Körfez güneşi de denilen dönme dolap ve gün batımı...















           

Yaşadığım deneyimlerden sonra hayatı ti’ye almayı alışkanlık haline getiren, öğrendiğimden beri okumayı, lisedeki edebiyat öğretmenimin telkinlerinden sonra yazmayı hayatımın bir parçası yapmayı görev edinmiş bir faniyim.
BENZER YAYINLAR

9 yorum:

  1. Bu yıldırmasın sizi şekerim, gezilere devam <333

    YanıtlaSil
  2. Su basar ormanı hımm :) yeni bir şey öğrendim teşekkür ederimm

    YanıtlaSil
  3. Geçmiş olsun umarım sorunlar bir an önce çözülür. Doğa resimleri çok güzel :)

    YanıtlaSil
  4. Merhaba ,
    Güzellik.,,ben geldim...valla.

    Seni özledim.
    Gene dokturmussun kuzum ya.
    Harikasin.
    Kizcelere basarilar,sana da Allah kolaylık versin.
    Ben olsam kreşi bırak İlkokulu,ortaokulu hatta ve hatta liseyi bitirene kadar bebiskomun yanindan ayrılma derdim.
    Cok iyi yapmış kadincgiz da.
    Sen de sağlığına dikkat et.
    Yoksa hasta kocaları cami avlusuna atacak halimiz bile kalmayacak.
    Gezi notların tespitlerin..10 numara...
    Uzulmemek elde değil...
    Gezip de görmek dahada uxuyir hatta...
    Optum...
    Tombul kusum...görüşmek üzere.

    YanıtlaSil
  5. Kuş? Tombul kuş?... Nerde nerde? Ben de görmek istiyorum ben de... İlahi Merihciğim benden en fazla yer elması olur. Eğri büğrü ve ufarak... Longoza giderken ne heyecanla çıktık yola dönüşümüz hüsran... Hayır peçeteler de yenilen cinsten değildi üstelik. Bebişe gelince çocuğa bakmakta sıkıntı yok, sıkıntı anasında... Bir gün elimde kalacak sersem şey... Öğretmen olabilip de bu kadar cahil kalabilmek de ayrı bir yetenek olsa gerek. Neyse güzellik, koklaya koklaya öptüm yanaklarından :D

    YanıtlaSil