DARLANDIM!!!
Daha
önceki postlarımda histerektomi ameliyatı olduğumu yazmıştım zaten. İkram beyin
ablalarıyla olan gereksiz tartışmaları da paylaşmıştım. İşte şimdi de annemle
olan imtihanımı anlatıyorum. Toplaşın bakalım “bu da dert mi “ diyeceksiniz
yoksa “ne dertler varmış yav” mı diyeceksiniz görelim.
Ameliyat öncesi kardeşim Tenbelağa’yı arayıp
durumu anlatıyorum ve:
“Anneme
ameliyattan sonra söyle. Üzülür, şekeri tansiyonu yükselir falan. Aklım onda
kalmasın.” diyorum da kime diyorum. İki dakika sonra Tenbelağa beni arıyor:
“Calimeroooo,
kızım n’oldu sana yaaaa! Niye ameliyat oluyon?” Anlatıyorum, bir daha
anlatıyorum. Tekrar anlatıyorum, nihayet anlıyor. Ve başlıyor:
“Hastanede
sana ben bakıcam!!!” İmdat. Çok imdat. Lütfen imdat!
Annem
altmış dokuz yaşında, belinde altı fıtık, kanal daralması, kireçlenme; şekeri
ve tansiyonu var ve ne zaman konuşsak ağrılarından yakınıyor. 427 son noktayı
koyuyor:
“Saçmalamayın,
kendi bakıma muhtaç kadın sana nasıl bakacak! Ben işten izin aldım zaten…”
Taburcu
olduktan iki gün sonra annemi arayıp ameliyat olduğumu, iyileşmeye bile
başladığımı söylüyorum. Bir alay fırça, azar sonrası nasıl olduğumu soruyor ama
cevabımı dinlemeye çok da niyeti olmadığını daha lafa başlarken lafımı
bölmesinden anlıyorum. Çok ağrım var mıymış, neden ağrım varmış, neden
geçmiyormuş ağrım.
Doktorum
ameliyat öncesi:
“İlk
altı ay çok ağrın olacak, sonraki on sekiz ayda ağrıların hafifleyerek bitecek.
Buna kendini hazırla.” diye uyarmıştı. Anneme anlatıyorum, he tamam diyor sonra
da “neden” diye başlayan sorularına devam ediyor. Ve sinirlerimi hoplatan
konuşma vuku buluyor:
“Senin
ağrıların niye geçmiyor ben biliyorum. Senin içinde makas unuttular.”
“Hayır
anne, makas falan unutmadılar, taburcu olmadan önce kontrol filmi çektiler,
hiçbir şey çıkmadı. (Aslında çekilmedi ama annemi rahatlatmak için küçük, pembe
ya da beyaz bir yalancık söyledim hihihi.)
“O
zaman gazlı bez unuttular!”
“Hiçbir
şey unutmadılar anne!” diye cevap verirken gayri ihtiyari sesim yükseliyor ve
annem başlıyor kırk yıllık şiirine:
“Hemen
de baarıyon sen de. Zaten hiç beni de sevmedin sen. Hep başkalarını bana karşı
tuttun!” annemin bu sözlerinden tekrar hatırlıyorum ki şartsız kuralsız anneme
“evet anne, sen haklısın anne” demediğim her seferinde önüne gelen herkese “bu
kız da hiç beni sevmiyor, bana karşı dolduruyorlar kızı, bla bla bla” sayıp
söylüyordu. Şimdi de durum değişmiyor. Söyleyip söyleyip anlatamayıp bir de
sevmemekle suçlanmak da pek fazla rastlanan bir durum olmasa gerek. Ağrımı
sızımı anneme söylememeyi seçiyorum ben de.
0 yorum: