4 Temmuz 2026 Cumartesi

 

     DARLANDIM!!!





Daha önceki postlarımda histerektomi ameliyatı olduğumu yazmıştım zaten. İkram beyin ablalarıyla olan gereksiz tartışmaları da paylaşmıştım. İşte şimdi de annemle olan imtihanımı anlatıyorum. Toplaşın bakalım “bu da dert mi “ diyeceksiniz yoksa “ne dertler varmış yav” mı diyeceksiniz görelim.

 Ameliyat öncesi kardeşim Tenbelağa’yı arayıp durumu anlatıyorum ve:

“Anneme ameliyattan sonra söyle. Üzülür, şekeri tansiyonu yükselir falan. Aklım onda kalmasın.” diyorum da kime diyorum. İki dakika sonra Tenbelağa beni arıyor:

“Calimeroooo, kızım n’oldu sana yaaaa! Niye ameliyat oluyon?” Anlatıyorum, bir daha anlatıyorum. Tekrar anlatıyorum, nihayet anlıyor. Ve başlıyor:

“Hastanede sana ben bakıcam!!!” İmdat. Çok imdat. Lütfen imdat!

Annem altmış dokuz yaşında, belinde altı fıtık, kanal daralması, kireçlenme; şekeri ve tansiyonu var ve ne zaman konuşsak ağrılarından yakınıyor. 427 son noktayı koyuyor:

“Saçmalamayın, kendi bakıma muhtaç kadın sana nasıl bakacak! Ben işten izin aldım zaten…”

Taburcu olduktan iki gün sonra annemi arayıp ameliyat olduğumu, iyileşmeye bile başladığımı söylüyorum. Bir alay fırça, azar sonrası nasıl olduğumu soruyor ama cevabımı dinlemeye çok da niyeti olmadığını daha lafa başlarken lafımı bölmesinden anlıyorum. Çok ağrım var mıymış, neden ağrım varmış, neden geçmiyormuş ağrım.

Doktorum ameliyat öncesi:

“İlk altı ay çok ağrın olacak, sonraki on sekiz ayda ağrıların hafifleyerek bitecek. Buna kendini hazırla.” diye uyarmıştı. Anneme anlatıyorum, he tamam diyor sonra da “neden” diye başlayan sorularına devam ediyor. Ve sinirlerimi hoplatan konuşma vuku buluyor:

“Senin ağrıların niye geçmiyor ben biliyorum. Senin içinde makas unuttular.”

“Hayır anne, makas falan unutmadılar, taburcu olmadan önce kontrol filmi çektiler, hiçbir şey çıkmadı. (Aslında çekilmedi ama annemi rahatlatmak için küçük, pembe ya da beyaz bir yalancık söyledim hihihi.)

“O zaman gazlı bez unuttular!”

“Hiçbir şey unutmadılar anne!” diye cevap verirken gayri ihtiyari sesim yükseliyor ve annem başlıyor kırk yıllık şiirine:

“Hemen de baarıyon sen de. Zaten hiç beni de sevmedin sen. Hep başkalarını bana karşı tuttun!” annemin bu sözlerinden tekrar hatırlıyorum ki şartsız kuralsız anneme “evet anne, sen haklısın anne” demediğim her seferinde önüne gelen herkese “bu kız da hiç beni sevmiyor, bana karşı dolduruyorlar kızı, bla bla bla” sayıp söylüyordu. Şimdi de durum değişmiyor. Söyleyip söyleyip anlatamayıp bir de sevmemekle suçlanmak da pek fazla rastlanan bir durum olmasa gerek. Ağrımı sızımı anneme söylememeyi seçiyorum ben de.


Yaşadığım deneyimlerden sonra hayatı ti’ye almayı alışkanlık haline getiren, öğrendiğimden beri okumayı, lisedeki edebiyat öğretmenimin telkinlerinden sonra yazmayı hayatımın bir parçası yapmayı görev edinmiş bir faniyim.
BENZER YAYINLAR

0 yorum: