![]() |
| Sonbahara inat ışıl ışıl... |
4 Ksım cuma günü Cadının kaydolduğu Kartepe Anadolu Lisesi’nin
okul aile birliği toplantısı vardı ve ben de yol zerindeki yürüyüş parkında
zaman geçiririm diye evden biraz erken çıkmış, dökülen yapraklara, etrafta
koşturan kedilere selam vere vere okulun yolunu tutmuştum.
Toplantıda aile birliği için eni aday var mı deyince İkram Bey’in
de zorlamasıyla kendimi öne atıp adayım dedim. Milletin köşe bucak kaçtığı aile
birliği görevine bu kadar hevesli olduğumu gören birkaç kişi de hemen arkamdan
aday oldular ama ben burun farkıyla kazandım. Şu anda aile birliği başkanı,
sekreteri, muhasip üyesi ve daimi üye okul müdüründen sonra asil üyeyim. Beş de
yedek üye var.
![]() |
| Okul yolu üzerindeki yürüyüş parkı. |
Eve gelip de malum cenaze haberiyle sarsıldıktan, cenazeye
diye gidip kuzeni hastanelerden topladıktan sonra fırtınayı atlattım gibi
olunca sevgili blog arkadaşlarımı bir yoklayayım dedim. Sizler nasılsınız? Hadi
birer kahve için benim için. İçin de kırk yıllık hatırımız olsun.
Cenaze dönüşü Süpürgesiz Cadı dönmüş Topal Solucana, bir de
onu taşıdık ortopedi doktorlarına. Sonuç: Yarım taban düzleşmesi oluşmuş,
ortopedik tabanlık ve hızla kilo verme zorunluluğu. Birkaç gün de kas gevşetici
kullanınca Topal Solucan oldu yarışa özenen Sütçü Beygiri.
Yaklaşık yirmi gündür her gün bir misafirim var. Komşum
kızçenin daha önce daha annesinin karnındayken bizi dört döndüren ikinci kızı Bezelye, Kızçe büyük kızı Papatyayı ana okulu servisine
bindirip gelene kadar bana misafir oluyor. Hap kadar çocuk bizi sebilhane
bardağı gibi sıya diziyor vallahi. Ne sırası olacak canım, hebele höbele çocuk
sevme sırası. , yani bir de sevimli, bir de tatlı ki anlatılmaz, sevilir.
Dün, yani 22 Kasım Salı günü aile birliği üyeleri toplandık,
elimize de güzel bir çiçek alıp Kartepe Belediye Başkanını ziyarete gittik.
Okul müdürümüz hazırladığı dosyayı verirken okulun ihtiyaçlarıyla ilgili mini
bir sunum yaptı, bir takım sözler aldık ve kürkçü dükkanına, pardon okula geri
döndük.
Kocaeli Emniyet Müdürlüğünün bağışladığı kütüphane için
kitaplıklar gelmiş, işçiler monte edip duvarlar boyunca sıralıyorlar. Öylesine kitaplıklardan
birini tutunca rüzgara tutulmuş yaprak gibi zıngıldadı ki herkesin dikkatini
çekti. Tabii ki Calimero arkadaşınız
işçilere:
“Bu kitaplıklar duvara sabitlenecek mi? Deprem bölgesindeyiz,
sonuçta tedbir önce gelir.” Dediğimde:
“Bize öyle bir şey demediler.” Diye kaytarmaya çalışan işçi,
sabitleme yapılacağını söyleyen müdür beyin sesini duyduktan sonra hiç mutlu
bakmıyordu bana.

