24 Kasım 2016 Perşembe

Başıma Gelenler...

Sonbahara inat ışıl ışıl...
4 Ksım cuma günü Cadının kaydolduğu Kartepe Anadolu Lisesi’nin okul aile birliği toplantısı vardı ve ben de yol zerindeki yürüyüş parkında zaman geçiririm diye evden biraz erken çıkmış, dökülen yapraklara, etrafta koşturan kedilere selam vere vere okulun yolunu tutmuştum.
Toplantıda aile birliği için eni aday var mı deyince İkram Bey’in de zorlamasıyla kendimi öne atıp adayım dedim. Milletin köşe bucak kaçtığı aile birliği görevine bu kadar hevesli olduğumu gören birkaç kişi de hemen arkamdan aday oldular ama ben burun farkıyla kazandım. Şu anda aile birliği başkanı, sekreteri, muhasip üyesi ve daimi üye okul müdüründen sonra asil üyeyim. Beş de yedek üye var.  
Okul yolu üzerindeki yürüyüş parkı.
Eve gelip de malum cenaze haberiyle sarsıldıktan, cenazeye diye gidip kuzeni hastanelerden topladıktan sonra fırtınayı atlattım gibi olunca sevgili blog arkadaşlarımı bir yoklayayım dedim. Sizler nasılsınız? Hadi birer kahve için benim için. İçin de kırk yıllık hatırımız olsun.
Cenaze dönüşü Süpürgesiz Cadı dönmüş Topal Solucana, bir de onu taşıdık ortopedi doktorlarına. Sonuç: Yarım taban düzleşmesi oluşmuş, ortopedik tabanlık ve hızla kilo verme zorunluluğu. Birkaç gün de kas gevşetici kullanınca Topal Solucan oldu yarışa özenen Sütçü Beygiri.
Yaklaşık yirmi gündür her gün bir misafirim var. Komşum kızçenin daha önce daha annesinin karnındayken bizi dört döndüren ikinci kızı Bezelye, Kızçe büyük kızı Papatyayı ana okulu servisine bindirip gelene kadar bana misafir oluyor. Hap kadar çocuk bizi sebilhane bardağı gibi sıya diziyor vallahi. Ne sırası olacak canım, hebele höbele çocuk sevme sırası. , yani bir de sevimli, bir de tatlı ki anlatılmaz, sevilir.
Dün, yani 22 Kasım Salı günü aile birliği üyeleri toplandık, elimize de güzel bir çiçek alıp Kartepe Belediye Başkanını ziyarete gittik. Okul müdürümüz hazırladığı dosyayı verirken okulun ihtiyaçlarıyla ilgili mini bir sunum yaptı, bir takım sözler aldık ve kürkçü dükkanına, pardon okula geri döndük.
Kocaeli Emniyet Müdürlüğünün bağışladığı kütüphane için kitaplıklar gelmiş, işçiler monte edip duvarlar boyunca sıralıyorlar. Öylesine kitaplıklardan birini tutunca rüzgara tutulmuş yaprak gibi zıngıldadı ki herkesin dikkatini çekti.  Tabii ki Calimero arkadaşınız işçilere:
“Bu kitaplıklar duvara sabitlenecek mi? Deprem bölgesindeyiz, sonuçta tedbir önce gelir.” Dediğimde:
“Bize öyle bir şey demediler.” Diye kaytarmaya çalışan işçi, sabitleme yapılacağını söyleyen müdür beyin sesini duyduktan sonra hiç mutlu bakmıyordu bana.