5 Şubat Pazartesi itibarıyla Myna, özel
eğitim okulunda sözleşmeli de olsa öğretmen olarak göreve başladı. Bunu 427’ye
haber vermeyi mi kızı gıcık etmeyi mi planlamış anlayamıyoruz:
“Pazartesi işe başlıyom kız meendiz.”
“Nerde başlıyorsun?”
“Özel eğitim okulunda…”
“Oradaki çocukları kıskanma sakın senden
daha zekiler diye…”
“Ehe ehe ehe, meendiz şaka yaptııı!” Mühendis yerine meendiz denilmesine sinir
olan 427 telefonu ablasının yüzüne kapatıyor.
Babasıyla gezmeye çıkmış olan Ejderha,
ablasının kendi okuluna bitişik okulda görev yapacağını duyunca:
“Arada gelirim yanına, korkma!”
“Yalnız bu kim diye sorarlarsa “bu okula
gelecekti ama yanlışlıkla yan tarafa kaydedilmiş, gerçek yerini arıyor” derim
ama.” deyince kızıp odasına kapanıyor.
Haberi alan İkram Bey’se başka âlem…
Salonun ortasında garip dans figürleri sergilemeye başlayınca ben:
“Annem, babanı da sizin okula kaydettirelim.”
“Yaşı geçmiş derler kıızz.” diyen Myna’ya
cevap veriyorum:
“Siz onun boyuna bakmayın, ellibeş
gösterse de zeka yaşı üç dersin. İnanmazlarsa ben gelir ikna ederim onları.”
Ahkâm bey, tekrar Myna’dan arabayı
istemiş, Myna anahtarı vermiş ama arabada sekmemek için çareyi “benim işim var”
deyip kaçmakta bulmuş. Akşam arabayı almaya gittiğinde artık Ahkâm bey nereye
sürttüyse arabanın burnunda küçük bir sıyrık görüyor. Telefonda 427’yle
konuşurken durumu anlatınca 427’nin yorumu:
Burnu sürtülen arabanın ön tamponu tek
taraftan yerinden çıkmış, bizimki de tamirciye götürmek yerine telle kabloyla
bağlayarak tutturmuş tamponu ama hafiften yamuk görünüyor. Şöfer görünce
kafasını yana eğip bakıyor arabaya, çünkü olanlardan haberi yok…
“Abla; arabaya n’olmuş böyle?”
“Yüz felci geçirmiş…”
427 ile dip dibe oturmuş fokurdayan
Myna’yı kızdırıyorum. Tepkisi şahane:
“427’yi kaldırıp kafana atasım var!”
Hava durumu haberlerinde dolu yağacak
uyarısı yapılmış, Kızçe’nin kocası da bir çarşafı arabanın üzerine serip
fazlalıkları da kapılara sıkıştırarak tedbir almış! Bunu gören İkram Bey’le Han
Kapısı da tedbir alma gayesiyle arabaları bir sarıp sarmalamışlar,
Afganistan’da kadınlar öyle sarınıp sarmalanmıyorlar… Sonuç: Dolu yağmıyor ama
şiddetli rüzgârla birlikte yağmur yağıyor, arabaların üzerinde ne varsa savurup
götürüyor; Kızçe’nin arabasında ise durum felaket; kapılara sıkıştırılan çarşaf
emdiği bütün suyu arabanın içine sızdırıyor. Koltuklar Eber Gölüyle yarışacak
kadar ıslak…
Ejderha “beni seviyor musun?” sorularına
devam etmekte.
1) “Anne kıııızz, duydum ki beni çok
seviyormuşsun?”
“Kim söyledi o kuyruklu yalanı?”
2) “Annecim annecim annecim, beni ne kadar
seviyorsun?”
“İğne ucu var ya, he işte onun milyonda
biri kadar.”
“Çok şükür, baya çokmuş!”
3) “Anne beni seviyormusun?”
“Kızım bana yalan söyletip durma,
çarpılacağım senin yüzünden.”
“Boşuna mı sorup duruyorum ben?”
“Pisliiiikkk!”
“Hehehe!”


